AK Parti Grup Toplantısı (05.10.2010)
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın AK PARTi Grup Toplantısında Yaptığı Konuşmanın Tam Metni...

5 Ekim 2010 - 21:39
05.10.2010
Saygıdeğer misafirler, değerli milletvekili arkadaşlarım, hanımefendiler, beyefendiler; sizleri en kalbi duygularımla selamlıyor, 23. Dönem 5. Yasama Yılının bu ilk Grup Toplantısının ülkemize, milletimize, demokrasimize hayırlar getirmesini Allah'tan temenni ediyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisimize, siyasi partilere, bütün milletvekili arkadaşlarımıza, tüm Meclis çalışanlarına yeni yasama yılında başarı dileklerimi iletiyorum.
Bildiğiniz gibi bu yıl 23 Nisan'da Türkiye Büyük Millet Meclisinin 90. kuruluş yıldönümünü hep birlikte kutladık. Bu Yüce Meclis, Kurtuluş Savaşını sevk ve idare ederek kuruluşunun hemen ertesinde Gazi Meclis unvanını kazandı. 90 yıl boyunca Türkiye Büyük Millet Meclisi millet iradesinin tecelligahı oldu. Reformların, ilerlemenin, kalkınmanın, en önemlisi de demokrasinin öncülüğünü yaptı. AK PARTi Grubu adına şunu da büyük bir gururla ifade etmek istiyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi son 8 yılda ülkemizin ve milletimizin geleceği adına hayati önemde ve tarihi nitelikte reformlara imza attı.
AK PARTi Grubu'nun ve AK PARTi Hükümeti'nin sarsılmaz duruşu sayesinde milleti iradesine, milletin hakimiyetine yönelik her türlü müdahale etkisiz kaldı. Meclisimiz, çok büyük bir dirayet ve sağduyu örneği sergiledi. Milletin karar ve tercihleri her şeyin üzerinde tutuldu. Meclisin saygınlığı en üst seviyede muhafaza edildi. Bu sayede demokrasimiz çok büyük güç kazandı. Geçmişte çeşitli tarihlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne ve demokrasiye yönelik müdahaleler, yasama, yürütme ve yargı erkleri arasındaki uyumu bozmuş, erklerin yetki sınırlarını tartışılır bir hale getirmişti.
AK PARTi olarak 3 Kasım 2002 seçimlerine girerken şunu söylemiştik: Yeter söz de, karar da milletindir. 3 Kasım akşamından itibaren bu ilkeyi yaşatmak, milletin kararını en üst seviyede muhafaza etmek için her türlü zorluğa, her türlü zorlama yoruma, her türlü demokrasi dışı girişime cesaretle göğüs gerdik. Bugün 8 yıl öncesine kıyasla çok daha güçlü, millet iradesini ve demokrasiyi çok daha fazla özümsemiş, bunun gereğini yerine getirme konusunda çok daha kararlı bir Meclise sahibiz. Türkiye'de demokrasi güç kazandıkça, demokratik reformlar hayata geçtikçe, siyaset kurumunun da, Meclisin de güvenirliliği artıyor, itibarı yükseliyor.
Türkiye'nin her meselesinin bu çatı altında ve demokrasi kültürü içinde çözümünün mümkün olduğu bu 8 yılda daha iyi görülmüştür. Hiçbir kurumun, hiçbir kuruluşun, hiçbir gücün, hiçbir erkin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin üzerinde olamayacağı, bu Meclise ve onun saygın üyelerine hükmedemeyeceği, bu Yüce Meclise yön ve rota çizemeyeceği yine bu 8 yılda her fırsatta ortaya konmuştur.
En önemlisi de, demokrasi dışı oluşumların, hukuk dışı örgütlenmelerin, çetelerin bu aziz Meclise istikamet veremeyeceği, bizzat bu Meclis tarafından, bizzat bu AK kadro tarafından kararlı şekilde ifade edilmiş, bunun da gereği yerine getirilmiştir. Meclisimiz, milletimizin yaşamını kolaylaştıracak adımlar attıkça, toplumun talep ve beklentilerini karşıladıkça, milletimiz de Meclisine daha fazla güveniyor, daha fazla saygı duyuyor.
Siz değerli arkadaşlarımızın Meclis çatısı altında gece-gündüz mesai yapmanız, usanmadan, yorulmadan gayretle çalışmanız, hepsinden önemlisi de milletimizi en güzel şekilde temsil etmeniz, sadece sizin değil siyasetin imajına da olumlu yönde büyük katkılar yapmıştır.
Biz gazi ve kurucu bir meclis devraldık değerli arkadaşlarım. Gelecek nesillere gazi bir meclis, kurucu bir meclis, ileri demokratik standartlara sahip bir meclis, en önemlisi de güçlü, kalkınmış, itibarlı bir ülkenin kalbi niteliğinde bir meclis bırakacak olmanın gururunu yaşıyoruz. Ülkemizin itibariyle birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin de itibarını koruduğunuz, o itibarı daha yüksek seviyelere taşıdığınız için sizlere ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum.
23. dönem milletvekilleri olarak ülkemiz için hayati derecede önemli reformları gerçekleştirdiğiniz, Türkiye'nin gücüne güç kattığınız için sizlere ayrıca teşekkür ediyorum.
Bakınız, dikkatinizi bir noktaya çekiyorum; Türkiye Büyük Millet Meclisi 22. dönemde ve bu dönemde beşinci yasama yılında da çalışıyor. Bu Meclisimizin 90 yıllık mazisinde nadir görülen bir durumdur. Bizden önce Meclis, dördüncü, hatta üçüncü yasama yılını tamamlayamadan erken seçime gidiyordu. Biz ise, Türkiye artık seçimlerin zamanında yapılmasına alışmak zorundadır diyerek Türkiye Büyük Millet Meclisini çalıştırdık ve her geçen dönemde, hem bu dönemde her günümüzü, her anımızı millete hizmet için sarf ettik. Muhalefetin önemli reformları seçim sonrasına havale etme kolaycılığına karşı biz Meclisin çalışabilir durumda olduğunu, yasa çıkartma yetkisine sahip olduğunu, seçime 1 gün bile kalsa Meclisin vazifesini yerine getirmekten geri durmayacağını gösterdik. Anayasa değişikliği sürecinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde göstermiş olduğunuz üstün performansın, milletimiz nezdinde nasıl bir karşılık bulduğunu, nasıl takdirle izlendiğini 12 Eylül halkoylaması tartışmaya mahal bırakmayacak şekilde gözler önüne sermiştir.
Muhalefetin tüm engelleme ve yavaşlatma çabalarına rağmen biz üzerimize düşeni hakkıyla yerine getirdik. Bizim bu gayretlerimiz ve samimiyetimiz karşısında milletimiz de sandık başına giderek kendisi için gerçekleştirdiğimiz reformlara sahip çıktı ve evet diyerek demokrasiye güç kattı.
Değerli arkadaşlarım, ben Anayasa değişikliği sürecinde her fırsatta sizlere gerçekleştirdiğiniz bu büyük reform için, dayanışma için, birlik ve bütünlük için şükranlarımı sunmuştum. Sizler üzerinize düşeni yerine getirdiniz, milletin emanetine sahip çıktınız. Genel Kuruldan değişikliği geçirerek milletin takdirine sundunuz. Gerçekleştirdiğiniz değişiklikleri millete anlatma noktasında da çok büyük gayretler sarf ettiniz, büyük fedakarlıklarda bulundunuz. Her bir milletvekilimiz teşkilatımızla birlikte başta kendi seçim çevresi olmak üzere Türkiye'nin her köşesinde, ilinde ilçesinde, beldesinde köyünde gece-gündüz demeden çalıştı, ter döktü, emek sarf etti. Her zaman yaptığımız gibi milletimizle gönül diliyle konuştuk. Onlara Türkiye'nin neler kazanacağını, Türkiye'nin nasıl değişeceğini anlattık. 12 Eylül'de de emeklerimizin karşılığını Allah'a hamdolsun aldık. 12 Eylül sonrasında çeşitli vesilelerle sizlere teşekkürlerimi iletmiştim. Ama bugün Grup Toplantımızda Anayasa değişikliğinin asli mimarları olan siz değerli milletvekillerini bir kez daha tebrik ediyorum.
Değerli arkadaşlarım, değerli misafirlerimiz; Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin önünde yoğun bir çalışma gündemi bulunuyor. Tabii bu arada ilginç gelişmelere de şahit oluyoruz. 14 gün-14 gece çalışan siz değerli milletvekilleri, hep birlikte 26 maddelik paketi geçirirken muhalefet hep şunu söyledi: Bu telaş niye dedi, seçim yaklaştı dedi. Bunu 2011 seçimlerinden sonra yapmamız gerekir dedi. Şimdi buna karşıyız dedi. Milletvekili arkadaşlarını oy kabinine dahi göndermediler, olur ki Meclis'ten çıkar diye endişe ettiler. Vicdanının sesini duyan evet der diye endişe ettiler. Ve o gün oy kabinine arkadaşlarını göndermeyenler daha sonra fellik fellik Türkiye'yi dolaşarak, vatandaşımızı nasıl sandığa taşıyacağız, nasıl hayır dedirteceğiz bunun gayreti içerisine girdiler. Şimdi ilginç gelişme, nedir? Şimdi 2011 demiyorlar, ya? 1 haftada Anayasayı değiştiririz diyorlar. Zam geldi, 1 ayda değiştiririz diyorlar.
Değerli arkadaşlar, kendi Partisinin Tüzüğünü 2011 seçimlerine kadar değiştiremeyeceğini söyleyenlerin, kalkıp Anayasamızı 1 haftada, 15 günde, 1 ayda değiştireceğini söylemesi kadar sululuk olur mu? Yani Türkiye Cumhuriyeti'nin Anayasası senin Partinin Tüzüğünden çok daha mı basit? Tüzük dediğin nedir ki. Ben hukukçu değilim, gönder, 1 haftada hemen sana hazırlayıp vereyim. Tüzük bu ya. Ama Anayasa dediğin olay farklı, Anayasa dediğimiz olay farklı. Bunu Ana Muhalefetin Genel Başkanına söyledim, önünüze dedim öyle bir kelime gelir ki o kelime sizin haftanızı alır, haftalarınızı alır. Onun için bakın oturalım, çalışalım, 2011 sonrasına hazırlıklarımızı yapalım ve 2011'den sonra da hemen konsensüsü bir komisyonla beraber sağlayalım. Biz bu dönemde de söyledik. Parlamentonun yüzde 65'ine sahibiz, Sayın Toptan'ın o zaman yaptığı resmi davet var. 2 üye biz verelim, muhalefet yüzde 35'e sahip, muhalefet 6 üye versin dedik. Siz ne dediniz? Hayır dediniz, yazılı cevabınız var. Şimdi bu kadar uzlaşmaya yakın olan bir iktidar varken ve bu uzlaşma çağrısına sizler aykırı davranırken, bize kalkıp da uzlaşma dersi veremezsiniz, bunlar vesikalarla artık ortada.
Şimdi hazırlıkları yapalım, bak bizim ekibimiz şu anda çalışmaya başladı, dersini yine çalışıyor, daha önce de hazırlıklarımız var. Hemen 2011 seçiminden sonra biz hodri meydan diyeceğiz, çıkacağız. Bak yine şimdiden söylüyorum, biz öyle yine ağır şartlar koşmayacağız.O günkü tabloda ne varsa, biz aldığımız oy ne olursa olsun, Parlamentodaki temsilimiz ne olursa olsun, gelin hepimiz aynı miktarda görevlendirmeleri yapalım, hemen Anayasa Uzlaşma Komisyonunu kuralım, çalışarak güzel bir Anayasa oluşturalım. Yeni Anayasamızı bu şekilde meydana getirelim, bak buna biz hazırız. Fakat, şu anda hazırlanmış olan mesela bir İç Tüzük var, gelin onu bir gözden geçirelim. Eğer çok ısrarlıysanız ve bu şekilde de hazırsanız, hadi hemen bu iç tüzüğü halledelim, fazla bir şey yok, koy bir kenara. Bak meydanlarda başörtü, başörtü dolaştın, hep bunları anlattın. 3 maddelik bir konu. Eğer dürüst, samimi davranıyorsan, hadi hemen görevlendirmeni yap, talimatını ver, ben de talimatımı vereyim, hemen arkadaşlarımız bir araya gelsinler. MHP'den, BDP'den, onlar da gelsinler, katılsınlar, Diyanet İşleri Başkanlığımız var, Diyanet İşleri Başkanlığını kabul etmiyor musun? İşte Cumhuriyetimizin kurumu, Cumhuriyetin kurumlarına saygı duyuyorsan, bu işte hazır olan kurumumuz Diyanet İşleri Başkanlığı. Bu çalışmaya Diyanet İşleri Başkanlığımızı da katalım ve birlikte yapılan çalışmayla bu ülkede şu başörtü sorununu, milyonların sorununu ortadan kaldıralım. Ve bunu sağa-sola çekmeye gerek yok, istismara gerek yok. Pakistan'dan, İran'dan örnekler vermeye gerek yok, tasarımcılara falan gitmeye gerek yok. Bırak Allah aşkına, nasıl istiyorsa öyle giyinsin. Yani başörtüsü takmayana sen niye streç pantolon giyiyorsun diyor musun veya şalvar türü pantolon giyiyorsun diyor musun veya askılı niye giyiyorsun diyor musun? Bırak nasıl giyiyorsa öyle giysin. Asıl demokrasi bu, özgürlükler bu, bunu yapalım.
Ama bakın şu anda bu konuda bile kendi içlerinde birbirlerine girdiler.Veremezler kararı, bunların hepsi istismar ifadeleri. Bakın biz hep söyledik, eğer dürüst davranıyorsanız, siz lokomotif olun, biz vagon olalım. Bizim derdimiz bağcıyı dövmek değil, bizim derdimiz üzümü yemek. Milyonların sorununu gelin çözelim, senin sayın ortada 101, 102, biz 335 kişi ile sizin peşinize takılırız yeter ki şu işi çözelim gel. Ama ona da kılıf uydurmayın. Gelin bu işi halledelim. Ve hemen bugünden tezi yok dedik, 12 Eylül'de, ondan önce aynısını söyledik. 13'ünde hemen gelin müracaatı yapın adımı atalım. Var mı bir ses? Şu ana kadar Meclis Başkanlığımıza bir müracaat bununla ilgili var mı? Hepsi blöftü blöf. Bu blöfü biz yutmayız, bu blöfü bu millet yutmaz, bunu bir defa bilmeniz lazım. Aynı şeyi İç Tüzük için de söylüyorum. Hemen, bir problem, kendisi de problem olduğunu kabul ediyor. İç tüzük mademki problem, otursun arkadaşlar tekrar bir gözden geçirsinler, o da hazır zaten, bir hazırlık var. Üzerinden tekrar bir geçsinler, nerede eksik var, nasıldır, hemen üzerinde çalışmayı yapalım, işi bitirelim. Çünkü süratlenerek bu işleri bitirmeye mecburuz. Ve şimdi çok daha önemlisi, milletim bize görev verdi. Ne dedi? 26 madde bu paketi hemen hayata geçirin. Hayata geçirmek için ne yapacağız? Hemen uyum yasalarını çıkarmamız lazım. Öyleyse uyum yasaları milletimiz için büyük bir önem taşıyor. Bunun için de şu anda biz görevlendirmelerimizi yaptık, arkadaşlarımız yoğun bir şekilde çalışmalara başladılar ve bu çok büyük önem arz eden uyum yasalarıyla ilgili de süratle çalışmalarımızı arkadaşlarımız takip edecekler ve hızla inşallah hayata geçirecekler.
Değerli kardeşlerim, muhalefet partilerinin 12 Eylül halk oylaması öncesindeki siyaset tarzlarını yeni dönemde sürdürmeyeceklerini ben temenni ediyorum. En azından bu noktada umudumu muhafaza ediyorum. Zira aziz milletimiz 12 Eylül'de uzlaşmadan kaçan, hırçın, öfkeli, kutuplaştırıcı tavır ve söylemlere gereken mesajı çok önemli bir şekilde, net bir şekilde vermiştir. Milletimizin onay verdiği bu 26 maddenin uyum yasaları çıkarılırken, muhalefet öyle ümit ediyorum ki geçmişte sıkça başvurduğu engelleyici ve yavaşlatıcı siyaset tarzına yine başvurmayacaktır. Her zaman ifade ediyorum değerli arkadaşlarım, demokrasilerde iktidar ne kadar önemliyse, muhalefet de o kadar önemlidir. Gerçek bir demokrasi, ileri standartlara sahip bir demokrasi, iktidarın çabaları kadar, yapıcı muhalefetin de gayretleriyle inşa edilecektir. 12 Eylül bu noktada mesajı almasını bilenlere en güzel şekilde o mesajı vermiştir. Biz artık bu yeni yasama döneminde farklı bir üslup ve söylem bekliyoruz. Biz bu yeni yasama döneminde daha fazla tutarlılık, daha fazla ilkeli siyaset görmek istiyoruz.
Her zaman ifade ediyorum değerli arkadaşlarım, biz, bu Meclis çatısı altında milletimizi temsil ediyor, milletimizin emanetini taşıyoruz. Çok açık, net söylüyorum; biz, ikbal beklentisi peşinde değiliz. Biz, bu ülkenin meselelerini çözmek, 73 milyon vatandaşımızın derdine derman üretmek, Türkiye'yi güçlü ve itibarlı bir şekilde geleceğe taşımak için buralardayız. Milletin yararına olacak hiçbir konuda geri adım atmayız. Uzlaşmadan, diyalogdan kesinlikle kaçınmayız. Her türlü sorunun çözüm yerini Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak görüyoruz. Bundan dolayı Meclis çatısı altında her sorunu konuşur, görüşürüz. AK PARTi olarak hiçbir zaman uzlaşmadan kaçmadık, hiçbir zaman kapılarımızı kapalı tutmadık. Bu yeni dönemde de kapılarımızı ardına kadar açık tutacağız. Uzlaşmayı, istişareyi, diyalogu, Türkiye'nin sorunlarının çözümünde temel referans noktaları olarak ele alacağız. Komisyonlarda, Genel Kurul çalışmalarında, yine yapıcı bir dil kullanacak, yine sağduyuyu, aklıselimi, uzlaşma kültürünü, hoşgörüyü öne çıkaracağız. Beklentimiz, muhalefet partilerinin, muhalefet milletvekillerinin de bu anlayış ve bu yaklaşım içinde olmasıdır. Eğer bu anlayışı, bu yaklaşımı göremezsek, her zaman olduğu gibi yegane şikayet merciimiz millettir ve unutmayınız millet, en güzel hakemdir. Hiçbir zaman muhalefet, onlar hakaret etseler de bizden hakaret duymayacaklar. Eleştirilerimizi insani çerçeve içerisinde zihniyetlere yönelik olarak yaparız. Ama hakaret asla.
Uyum yasalarıyla birlikte Meclisimizin gündemine gelecek bir başka önemli gündem maddesi de biliyorsunuz bütçe müzakereleri. Bütçe müzakerelerinin tamamlanmasının ardından, yine uyum yasaları ve önemli gündem maddelerini görüşecek ve ardından genel seçim sürecine girmiş bulunacağız. Ne zaman? Mart ayı itibariyle artık genel seçim sürecine girmiş oluyoruz ve takvim çalışmaya başlıyor.
Genel seçim için en uygun tarihin Haziran ayının ilk haftası olduğunu düşünüyoruz. Seçim takvimini de ilgili kurullarımızla görüştükten ve müzakeresini yaptıktan sonra, ilgili kurumların da görüşlerini alarak netleştirmiş olacağız. Tabi ki Yüksek Seçim Kurulu'nun resmen takvimi ilan etmesiyle birlikte de çalışmalarımızı aynı takvim çerçevesinde yürüteceğiz. Haziran ayının ilk haftasında gerçekleşmesi durumunda, seçimler için önümüzde değerli arkadaşlarım 8 ay bulunuyor. Biz 12 Eylül akşamından itibaren bu noktada zaten çalışmalarımıza başladık. Önceki hafta Genişletilmiş İl Başkanları toplantımızda, Pazar günü de İstanbul İl Danışma toplantımızda teşkilatımıza hazırlıkların başlatılması yönünde talimatımızı verdik. 15-17 Ekim tarihlerinde Kızılcahamam'da istişare toplantımızı yapıyoruz. Bir yandan 12 Eylül halk oylamasının sonuçlarını, şu anda yaptırmakta olduğumuz kamuoyu araştırmalarının da değerlendirmesini orada yapmak suretiyle ele alacağız. Bunu ele alırken, evetlerden çok, yüzde 42 bize niye hayır dedi, niçin hayır dedi, bunun üzerinde duracağız. Eksiklerimizi göreceğiz ve bu eksiklerimizi gidermek suretiyle yüzde 58'e acaba bir şeyler ilave edebilir miyiz bunun gayreti içerisinde olacağız. 8 ay sonra gerçekleşecek seçimleri aramızda istişare edecek, yol haritamızı buna göre netleştireceğiz. Bu noktada önemli bir hususu hatırlatmakta fayda görüyorum. Biz, daha önceki seçim süreçlerinde olduğu gibi, bu seçim sürecinde de hizmetlerimizle, eserlerimizle milletimizin karşısına çıkacağız. Değerli kardeşlerim, biz, laf üretmeyeceğiz. Bugüne kadar iş ürettik, iş üretmeye devam edeceğiz. Şu ana kadar bitmiş ama, açılışını bekleyen yüzlerce eserimiz var. Muhalefet ne diyor? Diyor ki, bir bitmiş eseri dört kez açıyorlar. Ayıptır. Bizde o kadar eser var ki, bizim onları dört kere açmaya ne zamanımız, ne takatimiz yetişmez.
Bunlar açılış görmemiş hayatlarında. Biz uydu aracılığıyla yapıyoruz bu açılışları. Bir noktadan 10 tane, 15 tane açılışı yapıyoruz. Ama yaşamamışlar bunlar bu tür açılışları. Bir takılsalar bize, o zaman bu ülkenin heyecanını görecekler. Ama maalesef, onların böyle bir derdi yok. Türkiye'nin dört bir yanında nasıl çalışılıyor, şantiyeler ne durumda, bunu görseler o heyecanı duyacaklar. Ama bunlar Ankara'ya mahkum, Ankara'dan dışarı çıktıkları yok. Onun için de nerede ne var haberleri yok. Biz projelerimiz üzerinden, hedeflerimizin üzerinden konuşacak, Türkiye'ye kazandırdıklarımızla birlikte kazandıracaklarımızı anlatacağız. Şimdi bugün bir tane gazete bir başlık atmış. İstanbul'da Selimiye Cami gibi bir cami yapılıyor. Başbakanın acaba çılgın projesi bu mu diye. Çünkü bunlar hala AK PARTi'yi kendilerine göre bir yere oturtmuşlar aynı yerden bakıyorlar, böyle. Şu sağda, soldaki o perdelerini kaldır da 360 dereceden gör dünyayı öyle görmüyorlar.
O çılgın projeyi açıkladığımız zaman onun bütün 360 dereceden her şeyini göreceksin merak etme. Ama Anadolu yakasında da şu anda böyle bir güzel projeyi ayrıca vatandaşlarımız sağ olsun adımlarını attılar, uyguluyorlar. Ve Anadolu'ya yakışan öyle bir mabedi de orada tesis ediyorlar, katkısı olanları ben de kutluyorum. Bu müjdeyi de alınca yerinde gittim gördüm hafriyat çalışmalarını, doğrusu hakikaten yerinde tetkik ettim. Çünkü, artık bu döneme ve öyle bir yere de böyle bir eser yakışır diye de bizzat sorduklarında projeyi de bizzat izledim, bizzat gördüm ve gördüğüm o projeyi de hakikaten buraya yakışır dedik ve şimdi de sağ olsun çalışmalar hızla devam ediyor. Öyle zannediyorum ki 1,5-2 yıl içerisinde de o eseri bitirecek kararlılık var.
Değerli arkadaşlar, bu noktada yeni Anayasa çalışmalarının seçim sürecinin önemli bir gündem maddesi olacağını görüyoruz. Şunu samimiyetle ifade etmek istiyorum: Biz birilerinin yaptığı gibi manevra olsun diye gündemi işgal etmek için, göz boyamak için değil milletimize verdiğimiz sözün arkasında durmak için yeni anayasa çalışmalarını başlattık. Halk oylaması sürecinde milletimize verdiğimiz sözün sonuna kadar arkasında durmaya kararlıyız. Aynı kararlı duruşun meydanlarda milletimize yeni bir Anayasa vaadinde bulunan muhalefet tarafından da gösterileceğine inanıyor, en azından inanmak istiyoruz. Yeni anayasanın seçim sonrasında ele alınacağı yönündeki beyanımız Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin takvimine bakılarak verilmiş bir karardır. Biz diyoruz ki, herkes dersine çalışsın, herkes bu noktada çalışmalarını yapsın, hazırlıklarını yapsın ve seçim sonrasında oluşacak yeni Parlamentoda yine tekrar ediyorum bu konuyu gündeme getirelim ve yeni bir anayasayı uzlaşmayla yapalım. Seçime kadar olan süreyi hazırlık safhası olarak çok iyi değerlendirmeliyiz. Siyaset değerli arkadaşlarım, ilkeler üzerinden yapılır. Önümüzdeki süreç siyaset adına bir kez daha samimiyetlerin test edileceği bir süreç olacaktır. Başta üniversite kapısı önündeki başörtülü kızlarımızın inanç ve eğitim özgürlüğü sorunu olmak üzere, kamuoyunda beklenti oluşturan her konuda muhalefetin verdiği sözlerin arkasında durmasını bekliyoruz.
Bunu sadece biz değil kamuoyu bekliyor, millet bekliyor. Bu sözler tutulursa millet kazanır, Türkiye kazanır, siyaset ve siyasetçi kazanır. Ama bu sözler tutulmazsa bir kez daha geri adım atılır, bir kez daha manevra yapılır, bir kez daha çark edilirse millet de sandıkta bunun gereğini yapar.
Değerli arkadaşlar, yoğun bir halk oylamasının sürecinin ardından ekonomide yaşanan sevindirici gelişmelerle birlikte dış politikada da yoğun bir trafiğin içine girmiş bulunuyoruz. 27-29 Eylül tarihlerinde küresel ölçekte 500'ün üzerinde katılımcıyla Kiel Dünya Ekonomi Enstitüsü tarafından düzenlenen Küresel Ekonomi Sempozyumuna İstanbul'da ev sahipliği yaptık. Yine bir başka önemli uluslararası etkinlik Atlantik Konseyi tarafından düzenlenen 2. Karadeniz Enerji ve Ekonomi Forumuydu, 29 Eylül-1 Ekim tarihleri arasında Türkiye'nin evsahipliğinde İstanbul'da bu da başarıyla gerçekleştirildi. Dün Bulgaristan'a günübirlik bir ziyaretimiz oldu. Başbakan Sayın Borisov ile baş-başa ve heyetler arası görüşmeler yaptık. Bulgaristan Müslümanları Başmüftüsü Sayın Mustafa Aliş Hacı ve arkadaşlarıyla bir araya geldik. Cuma günü A Milli Futbol Takımımızın Almanya ile oynayacağı Avrupa Şampiyonası eleme grubu maçı ve akabinde Şansölye Sayın Merkel'le yapacağımız bir kahvaltılı çalışma yemeğiyle Almanya-Türkiye arasındaki görüşmeleri Berlin'de değerlendirme fırsatımız olacak. Değerli arkadaşlar, Avrupa Birliği sürecimizi kendileriyle değerlendireceğiz. İkili ilişkilerimizi yeniden bir değerlendirme imkanımız olacak. Almanya'ya hareketimiz öncesindeyse Cuma günü Çin Başbakanı Sayın Wen'i ülkemizde ağırlayacağız. Bu arada NATO Genel Sekreteri Sayın Rasmussen'le de hafta içerisinde Perşembe günü yine Ankara'da bir araya geleceğiz.
Bu arada Suriye ile hayata geçirdiğimiz yüksek düzeyli stratejik işbirliği konseyinin ikinci bakanlar toplantısı için 12 bakanımız bildiğiniz gibi hafta sonu Suriye'deydi. Daha önce Aralık 2009'da konseyin başbakanlar düzeyindeki toplantısında Suriye ile 50 anlaşmaya imza atmıştık. Hafta sonunda gerçekleştirilen 2. bakanlar toplantısında bu anlaşma, protokol ve mutabakat zabıtlarının uygulama süreçleri gözden geçirildi. Özellikle terörle iş birliği noktasında Suriye ile daha kapsamlı bir işbirliğine gidilmesi yönünde bir irade ortaya kondu. Bu iradenin önümüzdeki dönemde her iki ülkenin terörle mücadelesini güçlendireceğini umuyoruz.
Hafta sonunda İstanbul'da gerçekleştirdiğimiz iki önemli açılışı da burada dikkatlerinize sunmak istiyorum. Belki televizyonlarda izlemişsinizdir, izlemeyenleriniz olabilir. Cumartesi günü Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızın ihtiyaçlarını karşılayacak olan süratli amfibi gemi projemiz kapsamında ilk amfibi gemimizi denize indirme törenini yaptık. Gemilerimizi artık tamamen Türk mühendisler tarafından tasarlanıyor ve inşa ediliyor. Gemilerin silah atış kontrol sistemlerini de yine milli bir kuruluşumuz olan ASELSAN tarafından geliştirerek gideriyoruz, bu gemilerimize entegre ediyoruz.
Şunu büyük bir gururla ifade etmek istiyorum değerli arkadaşlar: Süratli amfibi gemiler gibi Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ihtiyaç duyduğu ileri teknoloji ürünü çok sayıda teçhizat artık Türkiye'den karşılanıyor. Türkiye'nin mühendisleri, tersaneleri, kuruluşları tarafından üretiliyor ve inşa ediliyor. Şu hususları tekrar etmekte fayda görüyorum: Savunma sanayimiz 2002 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ihtiyaçlarının yüzde 25'ini karşılayabiliyordu. 2009 sonunda bunu yüzde 46'ya çıkarttık. Bu yılı sonu itibariyle inşallah bu yüzde 50'ye çıkıyor ve bunların yüzde 50'sini artık Türkiye'den karşılar duruma geliyoruz, Türkiye'deki firmalarımızdan karşılar duruma geliyoruz.
Savunma sanayimizin cirosu biz iktidara gelmeden önce 2002 yılı sonu itibariyle söylüyorum 1 milyar dolardı. 2009 sonunda bu 2.4 milyar doları yakaladı, inşallah bu yıl sonu itibariyle 3 milyar dolara ulaşacağız. Savunma sanayinde ihracatımız 240 milyon dolardı, 832 milyon dolara çıktı, 2011 hedefimiz 1 milyar dolar.
Türkiye'de ilk kez kendi milli piyade tüfeğimizi tasarladık, 2011'de seri üretime geçiyoruz. Artık askerlerimiz kendi ürettiğimiz silahları taşıyacaklar.
Bütün alt sistemleriyle birlikte ilk defa ülkemiz tank üretimine başladı. Altay adını verdiğimiz kendi tanklarımızın prototip üretimini şu anda yapıyoruz.
Yine tamamen kendi imalatımız olan, milli imalat olan Anka adını verdiğimiz insansız hava aracının prototip üretimine de başladık.
Bunun yanında yine önemli bir adım Atak adı altında ilk milli helikopterlerimizin üretimine başladık. Bunlarında test uçuşlarını bu yıl yapıyoruz.
Çok önemli bir müjdeyi veriyorum; Göktürk adını verdiğimiz, Türk mühendislerince yapılan istihbarat uydumuzun çalışmaları devam ediyor. İnşallah 2012'de uzaya fırlatıyoruz.
Cumartesi günü bir başka ilke şahitlik yaptık. Türkiye'de özel sektör tersanelerimizde üretilen en büyük kuru yük gemisinin teslim törenine katıldık. Son 8 yılda her alanda olduğu gibi denizcilik sektöründe de önemli bir adım. Yüz bin detveyt tonluk en büyük gemidir. Ve bu bizim tersanelerimizde üretildi ve denizlere, uluslararası denizlere açıldı. Tabi bunları görmek hakikaten gurur veriyor. Türkiye gemi inşasında, taşımacılıkta, denizcilik eğitiminde ve denizi ilgilendiren diğer her konuda 8 yılda çok farklı seviyelere geldi. Uluslararası ölçekte fark edilir bir konuma yükseldi. Küresel krizin uluslararası ticaret hacmini küçültmesi sebebiyle gemi inşa alanında bazı sorunlar yaşanıyor, bunun farkındayız. Bu gelişmeleri yakından izliyoruz, inşallah gereken tedbirleri alarak bunu da çözüme kavuşturacağız.
Değerli arkadaşlarım, 8 yıldır biz istikrar dedik, güven dedik, mali disiplin dedik. Hükümete düşen, devlete düşen istikrar ve güven zeminini inşa etmek, bunları muhafaza etmektir. Bunun sağladığımız takdirde diğer tüm meselelerin çözüm yoluna girdiğini, kendi tabi sürecinde, kendi tabi mecrasında meselelerin çözüme doğru aktığını görüyorsunuz. İşte gördüğünüz gibi bugün uluslararası derecelendirme kuruluşu Moody's Türkiye'nin -ki kolay artırmaz- not görünümünü durağandan pozitife çevirdi, buraya geldik.
Değerli arkadaşlar, yatırımcı, istikrar ve güven ortamında yatırımlarına hız veriyor. Üretici, daha bir şevkle çalışıyor. Uluslararası yatırımcı adeta koşarak geliyor. Vatandaş devletine daha fazla güven duyuyor, ülkesine aidiyeti pekişiyor. Huzur için, refah için o da aşkla, sevda ile gayret ediyor. İstikrar ve güven zemininde demokrasi gelişiyor, ekonomi gelişiyor. Dış politikada elimiz güçleniyor. Türkiye de büyüyor, itibarımız da artıyor. İstikrarı, güven zeminini en sıkı şekilde muhafaza ederek biz yolumuza devam edeceğiz. Türkiye'ye 8 yılda ilkleri yaşattık. İnşallah önümüzdeki dönemde daha fazlasını yaşatacak, yeni başarıların altına hep birlikte imzayı atacağız.
Bir kez daha yeni yasama yılının ülkemize, milletimize, demokrasimize hayırlı olmasını Allah'tan diliyorum. Yoğun Meclis mesainizde sizlere başarı dileklerimi iletiyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Sağ olun, var olun, Allah yar ve yardımcımız olsun.