Gençlik Tarihe Sahip Çıkıyor…
AK Parti İl Gençlik Kolları Haftalık Olağan Toplantılarını tarihi mekanlarda gerçekleştirerek tarihi mekanlara sahip çıkıyor.

Her hafta farklı bir tarihi mekanda toplantılarını gerçekleştiren İl gençlik kolları bu hafta Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Recep Altepe’nin Bursaya kazandırdığı Seyyid Usul Dergahı’ndaydı. Daha önceki toplantılar gene Belediye Başkanımız Sayın Recep Altepe’nin Bursaya kazandırdığı Gökdere Medresesi ve Haraçcıoğlu Medresesinde yapılmıştı.
GÖKDERE MEDRESESİ


1939’da özel mülkiyete geçen yapı yıllar boyu marangozhane, demirci dükkanı depo gibi tarihi niteliğine uygun olmayan işlevler görerek hoyratça kullanılmıştır. Bursa Osmangazi Belediyesi 650 metreakarelik arazide kurulu medreseyi 2005 yılında takas yoluyla satın almış, önünde yer alan ve yapıyı kapatan dükkanları kaldırmış, yapının çatı ve kubbesini yenilemiştir. Restorasyonu tamamlanarak Haziran 2007’de açılışı gerçekleşen medrese binası, özellikle Türk Sanat Müziği, Türk Tasavvuf Müziği dinletilerinin ve söyleşilerin gerçekleşeceği bir kültür merkezi olarak kullanılacaktır. Medresenin yanındaki ahşap bina da kamulaştırılıp müştemilata katılmıştır.

HARAÇCIOĞLU MEDRESESİ

Bursa’nın en eski yerleşim yerlerinden
olan Kavaklı Caddesi’nde zaviye veya nakşibendi tekkesi olarak
yapılmış, 1852′de medrese haline çevrilmiş ve değerli bir kütüphaneyi
barındırımış tarihi bir yapıdır. Günümüzde restore edimiş ve Osmangazi
Belediyesi sosyal tesisi olarak hizmete girmiştir.
Medrese, 110 metrekarelik bina ve 115 metrekarelik bahçeden oluşur.
Bir zamanlar Orhan Kütüphanesinden sonra Bursa’nın ikinci büyük
kütüphanesi olan Haraççıoğlu Medresesi Kütüphanesi, sonradan Orhan
Kütüphanesi ile birleştirilimiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında
kütüphanede 1566 kitap bulunduğu bilinmektedir. Günümüzde kitapların
çoğu İnebey Yazma Eserler Kütüphanesi’nde yer alır.
Yapı, Bursa’daki Hristiyanlar’dan haraç ve cizye vergilerini
topladıkları için Haraççıoğlu veya Cizyederzade olarak anılan bir aile
tarafından yaptırılmıştır. Haraççıoğlu Ailesi, 16. yüzyılın ikinci
yarısından itibaren Bursa ayanlığını yürütmüş yani halk ile devlet
arasında irtibat sağlama işlevini yüklenmişlerdi. O yıllarda ordunun
peksimet ihtiyacını karşılayan Bursa’ya peksimet talebi Bursa Ayanı’na
iletilirdi. Bursa ayanlığı, Haraççıoğulları’nın görevden ayrılması ile
kaldırılmış ve işler kurulan bir heyet tarafından yürütülmeye
başlamıştı. Zaviyeyi yaptıran Cizyederzage Hüseyin Ağa ile ilerki
yıllarda zaviyede görev yapan diğer şeyhler Kavaklı Caddesi üzerindeki
Dar’ul Kura Camii bahçesine gömülmüştür.
Medresenin haziresinde Cizyederzade ailesi bireyleri ile Rumeli Fatihlerinden Hacı İvaz Paşa’nın mezarı bulunur.
Medresenin içinde yeni bir kütüphane oluşturulması planlanmaktadır.
Yapı, Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün mülkiyetindedir; Osmangazi Belediyesine 20 yıl süreli olarak tahsis edilmiştir.
SEYYİD USUL DERGAHI

Tarih içinde dergâhlar topluma; eğitim, sosyal, iktisat, güzel sanatlar, yiyecek ve barınma… vb. konularda hizmet sunmuşlardır.
Bursa’da XV. yüzyılda, Emir Sultan, Seyyid Nâsır, Seyyid Nimetullah, Ali Dede ve Baba Zâkir gibi dervişlerle beraber Buhara’dan gelen Seyyid Usûl tarafından kurulan SEYYİD USÛL DERGÂHI (KÜLLİYESİ) tamirlerle günümüze kadar kısmen ayakta kalan ender yapılardan birisidir.
Dergâhın kurucusu Seyyid Usul’dur.
Seyyid Usûl’un hayatı hakkında fazla bilgi yoktur. Bursa hakkında bilgi veren kaynakların tamamında şu bilgiler vardır: Buhara’lı olduğu, Emir Sultan ve diğer dervişlerle beraber, Buhara’dan hacca gittiği ve hac dönüşü, birlikte Andolu’ya geldiği, şu andaki dergâhını kurarak halkı irşad ettiği, vefat ettiğinde de (894/1489) dergâhın haziresine defn edildiğidir.
Kurmuş olduğu dergâh vefatından sonra da hizmete devam etmiş, 7 Rebiülevvel 956 (5 Nisan 1549) tarihli bir kayıtta dergâhta şeyh olan Seyyid Mustafa’nın vefat ettiği, yerine ise Seyyid Mustafa adında başka birisinin göreve getirildiği ifade edilmektedir.
Zamanla harap olan dergâhın, Peri Peyker Cafer Çelebi tarafından, yan tarafına yaklaşık 1555 yılında yapılan medrese binası ilave edilmiş ve bir müddet, medrese binası olarak hizmet vermiştir. Bazı kaynaklarda dergâh binasının medreseye dönüştürüldüğü de yazılmaktadır. Bu tarihten itibaren medrese, görev yapan kimi müderrisler, diğer görevliler hakkında bilgi bulunmaktadır.

1216/1801 tarihinde Bursa’da büyük bir yangın çıkmış ve yangında Bursa’nın birçok yapılarıyla birlikte medrese olarak kullanılan Seyyid Usul Dergâhı da yanmıştır.
Arsasına bir iki oda yapılarak yeniden dergâh olarak kullanılmıştır. Bu dönemde dergâh Kâdiriye Tarikatı’nın Eşrefiye koluna bağlı olarak Eşrefzâde Abdülkadir Necib Efendi’nin halifesi Şeyh Ahmed Baba Efendi tarafından idare edilmiştir.
Kâdiriye Tarikatı Abdülkadir Geylânî tarafından kurulmuş ve Anadolu’ya ise mezarı İznik’te bulunan Eşrefoğlu Rûmî (öl. 874/1469) tarafından getirilmiştir. Eşrefoğlu aynı zamanda tarikatın Eşrefiye kolunu da kurmuştur. İncirli’de Eşrefzâde Dergâhı ile Çatalfırın’daki Numaniye Dergâhı Eşrefiye’nin Bursa’daki en önemli dergâhlarındandır.
Şeyh Ahmed Efendi, 1255 yılı Muharrem ayına kadar dergâhta görev yapmış ve adı geçen tarihte (Şubat 1810) vefat ederek, dergâhın haziresine defnedilmiştir.
Dergâh, bundan sonra da bir müddet boş kalmış, hatta harap olmuştur. 1251/1836 tarihinde, Eski Maliye Nâzırı Abdurrahman Nâfiz Paşa’nın tavassutuyla Şeyh Mehmed Emin Zuhûrî Efendi, dergâhın boş kalan arsasının üzerine bir tevhidhane ile birkaç odadan oluşan dergâhı yeniden yaptırmıştır.
Mehmed Emin Efendi, Zinciri Ali Efendi Dergâhı şeyhlerinden Şeyh Mehmed Saîd Efendi’den ders almış ve yeniden inşa ettiği Seyyid Usul Dergâhı’nda Sa’diye Tarikatı’na bağlı olarak hizmet vermiş, 1260/1844 tarihinde İstanbul’da vefat ederek, Beylerbeyi’ndeki Nakkaş Mezarlığı’na defnedilmiştir.
Sadiye Tarikatı, Sadeddin Cibâvî (öl. 700/1300) tarafından kurulmuş, ilk zamanlarda özellikle Suriye bölgesinde yaygın olan bir tarikattır. Daha sonraları Anadolu’ ya ve İstanbul’a gelen tarikatın, Bursa’da Baba Zâkir Dergâhı, Bahri Baba Tekkesi, Zincirî Ali Efendi Dergâhı, Kara Abdurrezzâk Dergâhı ve Karakâdi Dergâhı gibi dergâhları vardır. Seyyid Usul Dergâhı da bir süre bu tarikata bağlı olarak hizmet vermiştir.
Bu tarihten sonra dergâh, Kadiriye Tarikatı’nın Eşrefiye koluna geçmiş ve Şeyh İbrahim Efendi göreve başlamıştır. Kendisi, İncirli Dergâhı şeyhlerinden Şeyh Nafiz Efendi’den ders almış, bir müddet Yeşil semtindeki Selami Dergâhı’nda görev yapmıştır. Şeyhiyle beraber hacca gitmiş-gelmiş ve 1273 (1856-57) tarihinde vefat etmiştir. Mezarı dergâhın bahçesindeki hazirededir.
Şeyh İbrahim Efendi’den sonra boş kalan dergâh Bursa’da bazı kimseler talip olmuş ise de İstanbul’dan Muhibbullâh Efendi, dergâhta görev yapmak üzere görevlendirilmiştir. Aslen Diyarbakır’dan olan Muhibbullah Efendi, İstanbul’da eğitimini tamamlamış ve Seyyid Usul Dergâhı’nda görevlendirilmiştir. Aynı zamanda şair de olan Şeyh Muhibbullah Efendi, yirmi bir yıl burada hizmet etmiş ve 23 Safer 1293 (20 Mart 1876) vefat etmiş ve O da dergâhın haziresine defn edilmiştir.İki oğlu vardır: Abdurrahim Efendi ile Fazlî Efendi.
Kâm-yâb oldun Muhibb feyz-i Hudâdan şükr kıl
Ömrin itme tebâh kesretde buldun vahdeti
Muhibbullah Efendi’nin iki oğlundan Abdurrahim Efendi, İstanbul’da binbaşı olarak görev yaparken, hastalanmış, hava değişimi için geldiği Bursa’da babasından önce vefat etmiştir. (1284/ 1867) Mezarı babasının yanındadır. Şeyh Muhibbullah Efendi’nin diğer oğlu Fazli Efendi ise, babasının yerine dergâhta şeyh olmuş ve Cuma geceleri Kâdirî Tarikatı zikri yaptırmıştır. 25 Receb 1301 (21 Mayıs 1884) Çarşamba günü vefat etmiştir. Latife yapmayı seven, nüktedân bir kişiliği varmış. Görev yaptığı dergâhın yerini soranlara, “Yahudilikten geçince doğru dergâha varırısınız” şeklinde cevap verirmiş. Mezarı dergâhın bahçesindedir.
Şeyh Fazlî Efendi’nin vefatından sonra, dergâh bir süre kardeşinin oğlu Nail Efendi tarafından vekâleten idare edilmiştir. Daha sonra askerden dönen Fazli Efendi’nin oğlu Abdi Efendi’ye görev verilmiştir. Nail Efendi 1 Ramazan 1341 (17 Nisan 1923) günü İstanbul’da vefat etmiştir. Kardeşi Hacı Ahmed Efendi de İstanbul’a yerleşmiş ve soyları burada devam etmiştir.
Nakşibendi Dergâhı şeyhi Hadi Efendi’nin kızı Zehra Hanımla, Fazlî Efendi’nin oğlu olan Abdi Efendi, 1277 (1860) tarihinde doğmuş, annesi vefat edince üvey anne elinde kalmıştır. Bilahare askeriyeye dahil olup, bir süre görev yapmıştır. İstanbul’da İsmail Rûmî Dergâhı şeyhi Şeyh Ahmed Efendi’ye bağlanmış ve ders almıştır. Babasının vefatından sonra yerine Seyyid Usul Dergâhı şeyhi olmuştur. Görevi esnasında 1306 (1889) tarihinde dergâhın bazı odalarını yaptırdığı gibi, 1319 (1901) tarihinde de tevhidhaneyi tamir ettirmiştir. Pazar gecesi Kadiri zikri yapılmaktaymış.
Şeyh Abdi Efendi Efendi, yakalandığı hastalıktan kurtulamayarak 8 Receb 1343 (2 Şubat 1925) tarihinde vefat etmiş, dedesi Muhibbullah Efendi’nin mezarına defnedilmiştir. Yâdigâr-ı Şemsî adlı eserin yazarı Mehmed Şemseddin Efendi’nin kendisiyle 40 yıllık bir hukuku varmış, vefatından duyduğu üzüntüyü tarih düşürdüğü bir şiirle dile getirmiştir:
Dürr gib iki gözüm yaşıyla çıkdı târîhi
Kıldı Şeyh Abdî Efendi dâr-ı adn içre makâm
3 Şubat 1341 Salı
Dergâhın yönetimi bundan sonra Mehmed Şemseddin Efendi’nin’nin kardeşi Ali Haydar Efendi’ye 24 Receb 1343 (18 Şubat 1925) günü verilmiş, aynı senenin Mart ayında bir Pazar gecesi İncirli Eşrefzâde Dergâhı şeyhi Fahreddin Efendi, Numaniye Dergâhı şeyhi Safiyeddin Efendi’nin de bulunduklar bir zikir meclisinde Mehmed Şemseddin Efendi tarafından posta oturtulmuştur. Bu merasim için Mehmed Şemseddin Efendi şu şiirle tarih düşmüştür:
Heft deryâdan çıkardım dürr gibi târîhini
Tekye-i Seyyid Usûl’e şeyhdir Haydar Alî
6 Şaban 1343/ 2 Mart 1341
Ancak Ali Haydar Efendi’nin görevi kısa sürecektir, zira 30 Kasım 1925 günü yürürlüğe giren bir kanunla tüm tekke ve zaviyelerle beraber Seyyid Usul Dergâhı’ndaki resmi hizmetler sona ermiştir.
Bu tarihten sonra kendi haline terk edilen bina, zamanla bakımsız kalarak harab olan tevhidhanesi ihya edilmeyip yıkılmış, son şeyh hayatta oldukça ailesi ile ikâmeti devam etmiş, daha sonra Vakıflar Müdürlüğünün mensuplarına lojman olmuş, tamamen terk edildiğinde ise gayretli kimselere kiralanıp ikâmetle günümüze kadar getirilmiştir.
Osmangazi Belediyesi tarafından başlatılan tarihi mirasa sahip çıkma projesi içinde, geriye kalan harem binası da yıkılarak izleri üzerine tevhidhanesiyle birlikte yeniden yapılmıştır. 2008 yılında Seyyid Usul Dergâhı Kültür Merkezi olarak hizmete açılmıştır.
Bahçede bulunan haziredeki kabir taşları orijinal asli vesika olarak günümüze kadar gelebilmiş ve tamir edilerek yeniden gün yüzüne çıkartılmışlardır. Burada dergâhta görev yapan şahıslara ait Osmanlı devrinin en eski ve en güzel mezar taşları bulunmaktadır.
Dergâhın işlediği zamanlarda mevcut olan bir kütüphanenin, burada yeniden oluşturulması düşünülmektedir. Ayrıca, çeşitli seminer çalışmaları, sanat atölyeleri, sohbet ve panellerinin yapılması planlanan merkezin bahçesi de, özellikle yaz mevsiminde önemli bir dinlenme yeri ve çay bahçesi olarak tasarlanmıştır.